Grup sohbetinde
Su Isıtıcısı Tartışması
Her şey Arda’nın, yalnızca su ısıtıcısı olan bir odada doğru dürüst akşam yemeği pişirilemeyeceğini yazmasıyla başladı. “Kısır,” diye yazdı Batuhan, saniyeler içinde. “Sabrın varsa yumurta. Haşlanmış yeşillik. Erişte, o zaten belli. Etti dört çeşit, üstelik daha kafa bile yormadım.”
Çamaşırhanenin önündeki bir bankta oturuyordu ve sonraki yarım saat gününün en güzel kısmı oldu. Arda demlemenin pişirmek olmadığını söyledi. Batuhan pişirmeyi tanımlamasını istedi. Arda zamana yayılan ısı dedi, Batuhan da buna su ısıtıcısı denir, teşekkürler, dedi. Arda sonunda yorgun bir “tamam, teknik olarak” ile pes edince Batuhan sorunun bütün tadının kaçtığını hissetti ve hemen saf değiştirdi. “Gerçi akşam yemeği sayılmayacağı konusunda haklısın. Akşam yemeği için bir tava, bir de azıcık ters gidecek bir şey lazım.”
On dört mesaj, hepsi onun. Aralarında bir yerde Damla şunu yazmıştı: “Evi tutamadım. Bu üçüncü.” Batuhan hız kesmeden cevap vermişti: “Belli ki kader seni yalnızca su ısıtıcısı olan bir odada görmek istiyor.” Sonra devam etmişti. Eksik olanı ancak kurutma makinesi ötünce fark etti. Damla her şeye cevap verirdi. Havadan söz edenlere küçük bir güneş yollardı. Onun esprisinin altında ise hiçbir şey yoktu.
Yukarı kaydırıp mesajını bir daha okudu. Damla bahardan beri kuzeninin kanepesinde yatıyordu. Ona özelden yazmak üzere yeni bir pencere açtı. “Kusura bakma, kötü bir espriydi,” diye yazdı ve baktı. Bu haliyle teselli etmek Damla’ya düşüyordu. Sildi. “Üst üste üç tane, berbat bir şey; ben de üstüne basıp geçtim. Bu seferkinde ne ters gitti? Bir sonraki eve ne zaman bakıyorsun? Gelip emlakçıyla tartışırım.”
Cevap birkaç dakika sonra geldi. “Perşembe altıda. Olur aslında. Lütfen.” “Tamamdır.” Hemen takvimine yazdı, çünkü kendini tanıyordu. Gruba dönünce, geçen kış çekip tam böyle bir gün için sakladığı bir fotoğrafı attı: su ısıtıcısının içinde, kuşkulu kuşkulu bakan tek bir yumurta.