Grup sohbetinde
Kırk Bir Mesaj, Tarih Yok
Serdar bulaşıkları bitirdiğinde “Babam Yetmiş Yaşında” adlı grupta kırk bir okunmamış mesaj vardı. Hepsini sırayla, tezgâhın başında ayakta, kurulama bezi hâlâ omzundayken okudu. Kız kardeşi Nuray sürpriz istiyordu. Ağabeyi Cengiz lokanta istiyordu, hangisi olursa. Biri balıkçı teknesi biçiminde bir pasta fotoğrafı atmıştı. Tarihten söz eden yoktu.
Serdar takvimi açtı. Babalarının doğum günü çarşambaya denk geliyordu; öyleyse kutlama ondan sonraki cumartesi, ayın on dokuzunda olacaktı, çünkü önceki cumartesi halalarının göz ameliyatı vardı ve kendisi bunu dokuz gün önce bu grupta söylemişti. Emin olmak için yukarı kaydırıp baktı. Sonra yazdı: “Ayın 19’u cumartesi, saat 13.00, bende. Düğün çorbasıyla yaprak sarmasını ben yapacağım. Nuray: pasta. Cengiz: Melahat Halamı 12.15’te al, istasyonun merdivenlerini çıkamıyor. Cumaya kadar evet ya da hayır yazın.” Hata var mı diye bir kez okudu ve gönderdi.
Bir dakika dolmadan üç başparmak geldi. Sonra Nuray yazdı: “Bu yıl farklı bir şey yapamaz mıyız? Tekne turu mesela? Hiç beklemez.” Serdar tekneyi düşündü. Babaları 2011’de vapurda fenalaşmıştı; o kül rengi yüzü de kese kâğıdını da hatırlıyordu. “2011’de vapurda fenalaşmıştı,” diye yazdı ve onu da gönderdi. Doğruydu. Ama ekranda, kapanan bir kapı gibi duruyordu.
Nuray sustu. Sonra ona özelden yazdı: “Her şeyi hep aynı yapmaktan yoruldum sadece. Açıkçası genel olarak da yorgunum.” Serdar “Cuma günü izin alabilirsin,” diye cevap yazmaya başladı, sildi; “Seni yoran ne?” diye denedi, bir formdaki satır gibi okunuyordu. Onu da sildi.
Sonunda şunu yazdı: “Pastayı boş ver. Ben sipariş ederim. Sen on ikide gel, otur.” Ardından kendi listesine bir satır ekledi: pasta, ayın 12’sine kadar sipariş et.