Grup sohbetinde
On İki Numaraya Akşam Yemekleri
İlker grubu bir salı günü, on iki numaradaki Mualla Hanım’ın bacağı alçıda, taksiden kollarına girilerek indirildiğini gördükten on bir dakika sonra kurmuştu. Adını “Mualla Teyze’ye Yemek” koymuş, dokuz komşuyu eklemiş ve bir çizelge paylaşmıştı: üç hafta boyunca her akşama bir isim, yanında da balık yemediğine ve içinde dereotu olan her şeye bayıldığına dair bir not. İki pazarı da kendine yazmıştı, çünkü insanların unuttuğu gün pazardı.
Grubu, kimi insanların sobayı söndürmemesi gibi sıcak tutuyordu. Bir öğrenci çekine çekine yalnızca makarna yapabildiğini yazınca İlker “Makarna tam isabet, özlediğini söylemişti,” diye cevap verdi, sonra bunun doğru olup olmadığından emin olmak için Mualla Hanım’ın kapısını çaldı. Perşembenin mantarlı arpa şehriye çorbasının fotoğrafını paylaştı. On dört kalp.
Sonra, cuma günü, Nevzat Bey yazdı: “Bu gruptan çok fazla mesaj geliyor. Kapıya asılacak bir liste aynı işi görür. Sessize alıyorum.” İlker bunu merdiven sahanlığında okudu. Yüzü yandı, sanki herkesin önünde yüksek sesle söylenmiş gibi; bir bakıma öyle de olmuştu. Yukarı kaydırıp kendi mesajlarını saydı. On günde on dokuz. Şimdi çok görünüyordu.
“Kusura bakmayın arkadaşlar, daha az yazarım!” diye yazdı ve sildi, çünkü kırılmış gibi duruyordu. “Liste iyi fikir,” diye yazdı, onu da sildi; kapıdaki bir liste, çekingen bir öğrenciye makarnanın makbule geçeceğini söylemez. Sonunda hiçbir şey yazmadı ve o hiçbir şeyi akşam yemeği boyunca içinde hissetti. “Sence apartman grubunda çok mu konuşuyorum?” diye sordu karısına. “Bence Mualla Hanım on gündür güzel yemek yiyor,” dedi Burçin.
Saat dokuzda öğrenci ona özelden yazdı. “Makarnamı bir daha istedi. Beni eklediğiniz için teşekkür ederim.” İlker üç kez okudu. Sonra çizelgenin çıktısını aldı, Nevzat Bey için apartman kapısına bantladı ve cumartesinin aşçısına dereotunu hatırlatmak üzere gruba döndü.